Bugun...



Cihat Çetinkaya: Denetim Kurulları Özerk Bir Üst Yapıda Toplanmalıdır - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya, son dönemde kamuoyunda tartışılan fon olayları üzerinden Türkiye’deki mali denetim sistemini değerlendirdi. Denetim mekanizmalarının daha güçlü, bağımsız ve etkin bir yapıya kavuşturulması gerektiğini savunan Çetinkaya, alanında uzman denetim kurullarının özerk bir üst yapı altında toplanmasının kamu kaynaklarının korunmasına, şeffaflığın artırılmasına ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

facebook-paylas
Tarih: 10-10-2026 22:30

Cihat Çetinkaya: Denetim Kurulları Özerk Bir Üst Yapıda Toplanmalıdır - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Türkiye’de denetim kurullarının yapısal ve işlevsel sorunlarının, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarının önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Çetinkaya, mevcut sistemin bağımsızlık, koordinasyon ve denetim etkinliği bakımından yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

“DENETİMDE YAPISAL BİR REFORMA İHTİYAÇ VAR”

Cihat Çetinkaya, finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin yalnızca tekil olaylar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, denetim sisteminin ne kadar etkin çalıştığının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, “Asıl üzerinde durmamız gereken konu denetim sisteminin ne kadar etkin çalıştığıdır. Denetim kurullarının güçlü, uzmanlaşmış ve siyasi etkilerden uzak bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Bunların özerk bir üst kurul çatısı altında değerlendirilmesi ciddi biçimde tartışılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Mevcut sistemde bazı denetim mekanizmalarının yapısal, işlevsel ve siyasi bağımlılık sorunları yaşayabildiğine dikkat çeken Çetinkaya, özellikle denetleyen kurumlarla denetlenen idari yapılar arasındaki hiyerarşik ilişkilerin bağımsızlık ve nesnellik açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bakanlık teftiş kurulları ve çeşitli denetim birimlerinin doğrudan denetledikleri icracı bakanlıklara veya Cumhurbaşkanlığına bağlı olabilmesinin, denetleyen ile denetlenenin aynı idari iradeye bağlı olması şeklinde bir çelişki doğurabildiğini ifade eden Çetinkaya, bu durumun denetim süreçlerinin tarafsızlığına ilişkin soru işaretlerine yol açabileceğini kaydetti.

“MALİYE TEFTİŞ KURULU ÖNEMLİ BİR DENETİM GELENEĞİYDİ”

2011 yılında Maliye Teftiş Kurulu’nun kaldırılmasına değinen Çetinkaya, bu tarihten sonra devletin mali denetim kapasitesinin önemli ölçüde zayıfladığını savundu.

Çetinkaya, “Eskiden Maliye Müfettişliği ciddi bir denetim kültürünü temsil ediyordu. Kamu kaynaklarını usulsüz kullanmayı düşünenler, denetimin her an karşılarına çıkabileceğini biliyordu. Denetimin caydırıcılığı tam da buradan geliyordu.” şeklinde konuştu.

Kamuda denetim yetkisinin Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Sayıştay, bakanlık teftiş kurulları ve iç denetçiler arasında farklı yapılar üzerinden yürütüldüğüne dikkat çeken Çetinkaya, bu çok başlılığın yetki çatışmalarına, kaynak israfına ve denetim standartlarının kurumlar arasında farklılaşmasına neden olabileceğini ifade etti.

Denetim kurumları arasındaki görev ve yetki paylaşımının açık biçimde belirlenmesi gerektiğini kaydeden Çetinkaya, kurumlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesinin ve denetim süreçlerinde ortak standartların benimsenmesinin önemini vurguladı.

“ÖZEL İHTİSAS SAHİBİ DENETİM KURULLARI GÜÇLENDİRİLMELİ”

Mevcut denetim mekanizmalarının her alandaki mali ve teknik incelemeler için yeterli olmayabileceğini belirten Çetinkaya, uzmanlaşmış denetim birimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, “Sayıştay denetimi son derece önemlidir ancak bu tür karmaşık mali olaylarda özel ihtisas sahibi denetim kurullarına da ihtiyaç vardır. Finans, kamu harcamaları, vergi, sermaye piyasaları ve kamu varlıkları konusunda uzmanlaşmış denetim birimleri etkin biçimde çalışmalıdır.” dedi.

Denetim metodolojilerinin ortak bir çerçevede belirlenmesinin önemine değinen Çetinkaya, kurumlar arasında farklılaşan denetim uygulamalarının standartlaştırılmasının hem denetim kalitesini artırabileceğini hem de aynı konularda gereksiz tekrarların önüne geçebileceğini ifade etti.

Uzmanlaşmış denetim birimlerinin görev alanlarının netleştirilmesiyle kamu kaynaklarının daha verimli kullanılabileceğini belirten Çetinkaya, mali ve teknik konularda yeterli uzmanlığa sahip denetim elemanlarının görev yapmasının önemini dile getirdi.

“ÖZERK ÜST KURUL MODELİ TARTIŞILMALI”

Tüm teftiş ve denetim birimlerinin veya bunlar arasındaki koordinasyon yapılarının, yürütme organından bağımsız ve özerk bir üst kurul modeli çerçevesinde değerlendirilmesinin yapısal bir reform önerisi olduğunu belirten Çetinkaya, böyle bir modelin hayata geçirilmesinde kurumsal bağımsızlığın güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Önerilen modelde üst kurul üyelerinin belirlenme yönteminin, yürütmenin tek taraflı müdahalesini engelleyecek şekilde tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Çetinkaya, üyelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından nitelikli çoğunlukla veya yargı organlarının katılımıyla belirlenmesi seçeneklerinin tartışılabileceğini kaydetti.

Üst kurulun kendi bütçesine sahip olmasının da mali baskılara karşı bağımsızlığı güçlendirebilecek unsurlardan biri olduğunu belirten Çetinkaya, kurulun idari ve mali açıdan güvence altına alınmasının önemini vurguladı.

Bu model kapsamında denetim metodolojilerinin tek bir merkezden belirlenmesi, farklı kurumlarda uygulanan denetim standartlarının uyumlaştırılması ve çifte denetimlerin önlenmesi hedeflenebileceğini ifade eden Çetinkaya, yetki ve sorumlulukların açık biçimde tanımlanması gerektiğini söyledi.

“DENETİM RAPORLARI SONUÇSUZ KALMAMALI”

Çetinkaya, denetim sonucunda tespit edilen usulsüzlüklerin yalnızca raporlarda yer almasının yeterli olmadığını, gerekli idari ve adli süreçlerin etkin biçimde işletilmesi gerektiğini belirtti.

Denetim raporlarının sonuçlarının takibinde karşılaşılan sorunların da ele alınması gerektiğine dikkat çeken Çetinkaya, bazı durumlarda tespit edilen usulsüzlüklerin adli veya idari merciler tarafından takibinin bağlı bulunulan idarenin, bakanın ya da üst yöneticinin iznine tabi olabilmesinin raporların etkisini azaltabileceğini ifade etti.

Önerilen özerk üst kurul modelinde, tespit edilen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin herhangi bir idari makamın onayına bağlı kalmadan doğrudan yargıya taşınabilmesine imkân sağlayacak bir yetki çerçevesinin tartışılması gerektiğini belirten Çetinkaya, bu tür bir düzenlemenin yürürlükteki mevzuat, yargı bağımsızlığı ve hukuki güvencelerle uyumlu biçimde ele alınmasının önemini vurguladı.

Çetinkaya, “Denetimin amacı yalnızca eksiklikleri tespit etmek değil, kamu kaynaklarının korunmasını sağlamak ve gerektiğinde hukuki sorumluluğun ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmaktır. Bu nedenle denetim mekanizmalarının bağımsızlığı kadar, hazırlanan raporların sonuçlarının da takip edilmesi gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

“DENETİM ELEMANLARININ GÖREV GÜVENCESİ SAĞLANMALI”

Denetim sisteminin etkinliği açısından denetim elemanlarının mesleki bağımsızlığının ve görev güvencesinin önemli olduğunu belirten Çetinkaya, müfettişlerin ve iç denetçilerin işe alınması, yükselmesi ve görevden alınması süreçlerinde objektif kriterlerin esas alınması gerektiğini ifade etti.

Denetim elemanlarının liyakatten uzak uygulamalara maruz kalmasının kurumsal hafızayı ve denetim bağımsızlığını zayıflatabileceğini kaydeden Çetinkaya, bu süreçlerin açık, ölçülebilir ve hukuki güvencelere dayalı kurallarla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Önerilen modelde denetçilerin görev güvencesinin yasal koruma altına alınmasının önemine dikkat çeken Çetinkaya, siyasi iktidarların değişmesi veya denetim sonuçlarının bazı yöneticilerde rahatsızlık oluşturması nedeniyle denetim elemanlarının görev yerlerinin keyfî biçimde değiştirilmesinin ya da görevden alınmalarının önüne geçilmesine yönelik güvencelerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Çetinkaya, denetim elemanlarının baskı altında kalmadan görev yapabilmesinin, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin sağlanması bakımından temel unsurlardan biri olduğunu dile getirdi.

“İSTİFA ETMEK YA DA SERVETİ YURT DIŞINA ÇIKARMAK HESAP VERMEYİ ORTADAN KALDIRMAMALI”

Çetinkaya, yolsuzluk veya kamu kaynağının usulsüz kullanıldığı yönündeki iddiaların görevden ayrılmakla kapanmaması gerektiğini vurgulayarak, hukuki sorumluluğun etkin biçimde araştırılmasının önemine dikkat çekti.

Çetinkaya, “Kurullardan veya görevlerden istifa ederek, serveti yurt dışına aktararak hukuki sorumluluktan kaçılabileceği düşünülmemelidir. Hukuk çerçevesinde nereye kadar gidiyorsa gidilmeli, sorumluluk kimdeyse ortaya çıkarılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kamu kaynaklarının korunması için denetim birimlerinin tespit ettikleri usulsüzlükleri yetkili adli ve idari mercilere taşıyabilmesinin önemini belirten Çetinkaya, görevden ayrılmanın veya mal varlığının yurt dışına aktarılmasının hukuki sorumluluğun araştırılmasına engel oluşturmaması gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, süreçlerin hukukun çizdiği sınırlar içerisinde yürütülmesi ve sorumluluğu bulunan kişilerin somut bulgular doğrultusunda belirlenmesinin esas alınması gerektiğini ifade etti.

“İKTİDAR MUHALEFET AYRIMI YAPILMADAN HESAP SORULMALI”

Denetimin siyasi kimliğe göre değişmemesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, kamu kaynaklarının kullanımında eşitlik ve tarafsızlık ilkelerinin esas alınması gerektiğini belirtti.

Çetinkaya, “Adalet herkese lazımdır. İktidar veya muhalefet, bizden ya da sizden ayrımı yapılmaksızın; yolsuzluk yapan, milletin malına ve parasına el uzatan herkes bağımsız yargı önünde hesap vermelidir. Beytülmale el uzatanın kim olduğuna değil, ne yaptığına bakılmalıdır.” dedi.

Denetim mekanizmalarının siyasi etkilerden uzak tutulmasının kamu yönetimine duyulan güven açısından belirleyici olduğunu ifade eden Çetinkaya, denetim sonuçlarının siyasi aidiyete göre farklı değerlendirilmesinin kurumsal bağımsızlığa zarar vereceğini kaydetti.

Kamu yönetiminde tarafsızlığın sağlanabilmesi için denetim süreçlerinin kişilere, siyasi partilere veya dönemsel yönetim tercihlerine göre değişmemesi gerektiğini belirten Çetinkaya, hesap verebilirlik ilkesinin bütün kamu görevlileri ve kurumlar bakımından eşit şekilde uygulanmasının önemini vurguladı.

“SAYIŞTAY VE DEVLET DENETLEME KURULUNUN ETKİNLİĞİ ARTIRILMALI”

Türkiye’de mevcut denetim kurumlarının yetki ve işlevlerinin daha etkin kullanılmasının önemine değinen Çetinkaya, Sayıştayın yetkilerinin tam anlamıyla kullanılmasının ve Devlet Denetleme Kurulunun daha katılımcı bir yapıya kavuşturulmasının denetim sistemine ilişkin tartışmaların önemli başlıkları arasında yer aldığını ifade etti.

Çetinkaya, mevcut kurumların görev ve yetkilerinin güçlendirilmesi, aralarındaki koordinasyonun artırılması ve denetim süreçlerinde bağımsızlığın güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti.

Kalıcı bir şeffaflık için denetimin siyasi onay mekanizmalarından arındırılmasının kritik bir gereklilik olduğunu belirten Çetinkaya, denetim raporlarının etkili biçimde takip edilmesi, gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi ve denetim elemanlarının görev güvencesinin sağlanmasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“ADALETİN VARLIĞI HESAP VEREBİLİRLİKLE GÖSTERİLİR”

Çetinkaya, kamu yönetiminde güvenin yeniden tesis edilmesinin güçlü denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlikle mümkün olacağını belirterek, denetim sisteminde yapılacak reformların kamu kaynaklarının korunmasına ve vatandaşların devlete duyduğu güvenin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Çetinkaya, “Türk milleti, kamu kaynaklarına zarar verenlerin hukuk önünde hesap verdiğini görmek istiyor. Adalet mülkün temeliyse bunun gereği de ayrım yapmadan denetlemek, araştırmak ve hukukun sonucunu işletmektir.” ifadelerini kullandı.




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5637 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI