|
Tweet |
Yıl Sonu Enflasyon Hedefi Tartışmalı
Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37’de tutmasının enflasyonla mücadelede tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Çetinkaya, yıl sonu için açıklanan yüzde 28,2 seviyesindeki enflasyon hedefinin mevcut faiz ve maliyet koşullarıyla yakalanmasının zor olduğunu söyledi.
Çetinkaya, TÜİK verileri üzerinden değerlendirildiğinde dahi enflasyonun yüzde 35’ler seviyesinde gerçekleşebileceğine dikkat çekerek, ekonomik göstergelerin yalnızca politika faizi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Faiz Enflasyonun Tek Nedeni Değil
Faiz politikasının ekonomik istikrar açısından önemli bir araç olduğunu ancak enflasyonun yalnızca faiz üzerinden kontrol edilemeyeceğini ifade eden Çetinkaya, faiz ile enflasyon arasındaki ilişkinin doğru kurulması gerektiğini söyledi.
Çetinkaya, faizin enflasyonun doğrudan nedeni olmadığı, aksine yüksek enflasyon ortamının faizleri de yukarı taşıdığı değerlendirmesinde bulunarak, yalnızca faiz indirimi veya faiz artışı üzerinden yürütülecek politikaların kalıcı sonuç vermeyeceğini belirtti.
Üretim Ve İstihdam Odaklı Politika Şart
Kredi faizlerinin yüzde 40’lar seviyesinde seyrettiği bir ekonomide üretim yapan işletmelerin finansmana erişiminin zorlaştığını dile getiren Çetinkaya, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım kararlarını ve istihdamı olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Çetinkaya, “Kredi faizlerinin yüzde 40’lar seviyesinde olduğu bir ülkede üretim ve istihdam odaklı politikalara yönelmek zorundayız. Maliyetlerde yaşanan artışlar doğrudan fiyatlara yansıyor ve enflasyonun yüksek seyretmesine neden oluyor. Bu nedenle sadece faiz enstrümanına odaklanmak yeterli değildir” dedi.
Kamu Harcamalarında Tasarruf Vurgusu
Enflasyonla mücadelede sıkı para politikasının yanı sıra kamu harcamalarında gerçek anlamda tasarrufa gidilmesinin de önem taşıdığını belirten Çetinkaya, ekonomik dengelerin sağlanması için kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını istedi.
Üreticilerin desteklenmesine yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çetinkaya, kaynakların üretim, yatırım, ihracat ve istihdam oluşturan alanlara yönlendirilmesinin ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyledi.
Ekonomide Güven Olmadan Yatırım Gelmez
Ekonomide güven unsurunun önemine de dikkat çeken Çetinkaya, yatırımcıların geleceğe ilişkin öngörülebilirlik aradığını belirtti.
Çetinkaya, “Güvenin olmadığı veya düştüğü bir yerde yatırımı, istihdamı ve üretimi artırmak hayalden öte bir şey değildir. Ekonomik aktörlerin önünü görebilmesi, yatırım kararlarını güven içerisinde alabilmesi gerekiyor. Bunun için sadece faiz oranlarına değil, ekonominin tamamına yönelik güven tesis eden politikalara ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.
Ekonomik İstikrar Çok Ayaklı Olmalı
Türkiye’nin enflasyonla mücadelede para politikası, maliye politikası ve üretim politikalarını birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirten Çetinkaya, kalıcı fiyat istikrarının ancak yapısal adımlarla mümkün olacağını söyledi.
Çetinkaya, ekonomik istikrar için kamu harcamalarında tasarruf, üreticinin desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik politikaların eş zamanlı uygulanması gerektiğini belirterek, “Enflasyonu düşürmek için faiz enstrümanıyla oynamak tek başına yeterli değildir. Üretimi ve istihdamı koruyan, güveni güçlendiren ve maliyet baskılarını azaltan bütüncül bir ekonomi politikası uygulanmalıdır” dedi.