beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü
Bugun...



Av. U. Efsun Türkmen Erol: “Deprem Türkiye’nin Gerçeğidir; Yaşam Hakkının Korunması ise Hukuk Devletinin Temel Yükümlülüğüdür” - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde, yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. 17 Ağustos ve 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini değiştirmemiş; bu gerçeğin ancak bilim, mühendislik, doğru şehircilik, etkin kamu denetimi ve hukuk devleti ilkeleriyle yönetilebileceğini bir kez daha göstermiştir.

facebook-paylas
Tarih: 17-08-2026 13:55

Av. U. Efsun Türkmen Erol: “Deprem Türkiye’nin Gerçeğidir; Yaşam Hakkının Korunması ise  Hukuk Devletinin Temel Yükümlülüğüdür” - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler; Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Adana, Osmaniye, Kilis, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Elazığ başta olmak üzere geniş bir bölgede on binlerce can kaybına ve büyük yıkıma yol açmıştır.

Bu tablo, temel gerçeği açıkça ortaya koymaktadır:

Deprem Türkiye’nin gerçeğidir; değiştirilemez, ancak afete dönüşmesi önlenebilir.

Bu nedenle mesele yalnızca deprem sonrası müdahale değil; şehirlerin nasıl planlandığı, yapıların nasıl inşa edildiği, yapı stokunun nasıl denetlendiği ve mevcut mevzuatın ne ölçüde uygulandığıdır.

YAŞAM HAKKIN KORUNMASI DOĞAL AFET VE DEPREM POLİTİKALARININ MERKEZİNDE OLMALIDIR 

Yaşam hakkı, sosyal hukuk devletinin anayasal yükümlülüğüdür.

Bu hak; yalnızca afet sonrası müdahalelerle değil, önleyici kamu politikalarıyla korunabilir. Şehirlerin bilimsel planlanması, zemine uygun yapılaşma, etkin yapı denetimi, riskli yapıların tespiti ve güçlendirilmesi bu yükümlülüğün parçasıdır.Esas sorun yasal  düzenleme eksikliği değil, mevcut kuralların  kamu kurumları tarafından  etkin uygulanmamasıdır.
Hukukun güvencesi  sadece normun  varlığı değil, etkin ve eşitlik ilkesine uygun uygulanmasıdır.Deprem doğal bir olaydır; ancak binaların neden yıkıldığı hukukun ve kamu yönetiminin yanıtlaması gereken bir sorudur.Bir yapının yıkılmasında; proje uygunluğu, zemin etüdü, yapı denetimi, ruhsat süreçleri ve sonradan yapılan müdahaleler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.Asıl mesele depremin kendisi değil depreme hazırlıklı olmayan yapılaşma ve şehirciliktir.
İmar, yapı denetimi ve riskli yapı mevzuatı yeterlidir; ancak uygulama zayıf kaldığında sonuç değişmemektedir.Denetimlerin kâğıt üzerinde kalmaması, kamu otoritelerinin etkin işlem tesis etmesi ve aykırılıklara zamanında müdahale edilmesi zorunludur.Çünkü konu yalnızca yapı güvenliği değil, doğrudan insan yaşamıdır.

ENKAZ AYNI ZAMANDA DELİLDİR

Deprem sonrası öncelik yaşam kurtarmadır. Ancak arama-kurtarma tamamlandıktan sonra enkaz kaldırma süreci, adli ve teknik incelemeler açısından kritik delillerin korunmasını gerektirir.Beton ve donatı örnekleri, taşıyıcı sistem unsurları, proje ve ruhsat belgeleri, denetim kayıtları ve tüm resmi veriler eksiksiz şekilde muhafaza edilmelidir.Deliller kaybolmamalı, değiştirilmemeli, karartılmamalıdır. maddi gerçeğe ulaşmak, sorumluları tespit etmek ve yaşanacak bir sonraki depremde can ve mal kayıplarını azaltmak delillerin korunmasına bağlıdır.Sorumluluk zinciri; projelendirme, inşaat, denetim, ruhsatlandırma ve kamu gözetimi dahil tüm aşamaları kapsamalıdır.

YAŞAM HAKKI DEVLETİN POZİTİF YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR

Yaşam hakkı yalnızca müdahale etmeme yükümlülüğü değil, öngörülebilir risklere karşı önlem alma sorumluluğunu da içerir.
Deprem riski Türkiye için bilinen bir gerçektir. Bu nedenle kent planlamasından yapı denetimine kadar tüm süreçler yaşam hakkı ekseninde yürütülmelidir.

Deprem sonrası kadar, deprem öncesi alınan tedbirler de sosyal hukuk devletinin ve kamu kurumlarının anayasal sorumluluğudur. İnsan hayatı devletin kurması gereken en temel yükümlülüğüdür. Bu vesileyle 17 Ağustos  depreminin 29 .  yıldönümünde ülkemizde yaşanan depremlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Kaybettiğimiz canlarımızı anmak, yalnızca yaşadığımız acıları hatırlamak değil; deprem sonrası aynı acıların tekrar yaşanmaması için hukuk, bilim ve kamu sorumluluğunu hayata geçirmektir.Türkiye bir deprem ülkesidir. Bu gerçek, ancak etkin denetim, bilimsel şehircilik ve tavizsiz hukuk uygulamasıyla yönetilebilir.Önlenebilir can kayıpları için mevcut mevzuatı uygulamak ve gerekli tedbirleri almak devletin ve tüm kamu kurumlarının  ortak sorumluluğudur.

Av. U. Efsun Türkmen Erol
Muğla Barosu Yönetim Kurulu Üyesi




Kaynak: 22haber.com.tr

Bu haber 5628 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
YUKARI YUKARI